Yolculuk

Banu Bingöl AKIN

Banu Bingöl AKIN

İşim eğitim olduğu için sürekli hayatım yollarda geçiyor. Bir gün Antalya’dayım bir gün Kayseri’de. Bu sefer yolculuk Ankara içinde. O il senin, bu il benim derken sürekli yolda olmak biraz yoruyor insanı. Eğitimler bitince Ankara’yla baş başa kaldım. Bir de yeni ev arama telaşıyla, karış karış Ankara sokaklarını dolaşmaya başladım.

Ama bu sefer farklı bir Ankara turu yapıyorum. Emlakçılar ile birlikte sokak sokak dolaşıyorum. Satış ve pazarlama teknikleri konusunda da eğitimler veriyorum ya, bana bayağı bir pratik yapma olanağı tanıyor bu geziler. Onların nasıl satış yapmaya çalıştıklarını, ne türlü teknikler geliştirdiklerini, müşterilerine nasıl davrandıklarını izleme şansım oluyor. Kendimi tekrar üniversitedeki staj günlerimde hissediyorum.

Hepsi aynı işi yapıyor ve hepsi hemen hemen aynı evleri pazarlamaya çalışıyorlar. Ancak aralarında bazıları tavırlarıyla diğerlerinden ayrılıyor. Her pazarlama ve satış işinde olduğu gibi. Bir tanesi özellikle ilgimi çekti, günlerimi daha çok o emlak dükkanında geçiriyorum. Dükkanın sahibi bir hanım ve üç çocuğu var. Eşi 5 yıl önce vefat etmiş. Dün hayat hikayesini anlatınca inanamadım. Tam ‘ Güzin Abla’ köşesinden fırlamış gibi. Ailesi onu, daha 13 yaşındayken varlıklı bir gençle evlendirmiş. Oysa o okula gitmek çok istiyormuş ve okula yazdırsınlar kendisini diye günlerce ağlamış, hiç bir şey yememiş, içmemiş. Ağabeyi onu okula yazdırdığını söyleyip, kandırmış. Evlerinin önünde beş taş oynarken, kızcağızı evlendirivermişler. Yemek yapmaktan, ev temizlemekten anlamadığı için neler çekmiş. Sonra 3 çocuk peş peşe gelmiş. ‘ Allah razı gelmedi bana çektirdiklerine, elinde avucunda ne varsa çekti aldı. Bende 3 çocuğumla beş parasız kaldım o ölünce’ diyor gözleri dala dala. Bana yaptıklarını asla unutmadım, ne annemi ne de ağabeyimi ararım, ne de onlardan yardım beklerim. Kıt kanaat geçinip gidiyorum.’ diyor.

O haliyle kimseyi kandırmamakta, işini doğru dürüst yapmakta ısrarlı. Çok etkilendim. Bana kısmetim olan evi – bizi bir yerlerde beklediğini düşündüğüm evionun bulacağına inanıyorum. Neden? Çünkü tam da benim öğretmeye çalıştığım şekilde satış yapıyor. Büyük oğlu da kendisiyle birlikte çalışıyor , ona da aşılamış aynı çalışma ahlakını. Yıllardır benim de yapmaya çalıştığım gibi savaşıyor işiyle. Nasıl mı ?

• Önce beni bir güzel sorguladı ve ne istediğimi, ne düşündüğümü öğrendi.

• Ailemi, kaç kişi olduğumuzu, şu anda nerede yaşadığımızı, nerelerde yaşamış olduğumuzu sordu. Standartlarımızı belirledi. Daha altına indirirsek mutsuz olacağımızı anlattı.

• Sonra ne kadar paramız olduğunu, ne kadar zorlayabileceğimizi sordu

Yani bolca sordu, çokça dinledi. İznim olursa telefonumu alıp, beni arayacağını söyledi. Sonra kendi elindeki evleri ve tanıdığı emlakçılardaki evleri listeleyip bana uygun olanlarını belirledi. Ertesi gün beni arayarak randevu aldı ve yaklaşık 5-6 ev dolaştırdı. Bazı daha önce görmemiş olduğu ve bana uymayacak olan evler varsa baştan kendisi dolaşarak beni yormadı. Benim yerime ev sahipleriyle pazarlığa oturdu ve çatır çatır mücadele etti.

Kendisini benim yerime koydu. Benmişim gibi bakmaya çalıştı evlere. Bazen ‘Senin kız bu bahçeyi çok sever’ dedi, bazen ‘ Yok burası çok karanlık’ dedi.

Gazeteden listelediğim pek çok emlakçıya beni kendisi götürdü. Elbette satabildiği her evden komisyon alacak ve geçimi bana ev satmasına bağlı. Diyeceksiniz ki ‘ Bu onun işi tabi seni gezdirecek.’ Tabi doğal olan budur ama öyle satıcılar var ki inanamazsınız... ‘ Ben müşteriyi gözünden anlarım, öyle bir ev vereceğim ki size bayılacaksınız’ deyip beni mezar gibi yerin dibinde, odasına iki kişilik yatağın bile sığamayacağı evlere götürenler, ben beğenmeyince de ‘ Ee abla senin parana göre başka ev yok.’ deyip suçu bana atanlar. Neler var neler...

Satış işinde yalan dolan olmaz. Doğru ve dürüst olursanız müşteriniz sizi danışman olarak görür ve uzun yıllar sizinle çalışır. Önemli olan da müşterinizin sizinle tek sefer değil, sürekli çalışmasıdır. Hizmetinizden memnun kalmayan bir müşteri bunu 10 kişiye daha anlatır, bunların % 10’u da 20 kişiye daha anlatır. Memnuniyet de aynı hızla, ağızdan ağıza dolanır. Her memnun ettiğiniz müşteri size yeni müşteriler getirir. İş hacminiz, siz başka bir çaba göstermeden artmaya başlar.

Ben sabah akşam demeden Ankara yolculuğuma devam ediyorum. Beni bazen Esat’ta, bazen Dikmen’de bazen de Çankaya’da görebilirsiniz bu aralar. Belki karşılaşırız bir yerlerde.

Herkese selam, yola devam.

NOT: Bu slogan, bindiğim minibüslerden birinde yazıyordu, bende sizin için aldım !!!

 
 
 
 

Yazarın Diğer Yazıları